Dünyada Çölyak Farkındalık Ayı olarak kabul edilen Mayıs ayına özel, gastroenterolog Prof. Dr. Kadir Bal ile çölyak hastalığının teşhis ve tedavi sürecini konuştuk. Şehrin Lezzeti dergisi yazarlarından ve aynı zamanda bir çölyak hastası olan Selin Güneş’in gerçekleştirdiği bu röportaj hastalığa hem bilimsel hem de bireysel bir perspektiften ışık tutuyor.
Çölyak hastalığında tek ve etkili tedavi yönteminin glütensiz diyet olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kadir Bal, semptomların kişiden kişiye değişiklik gösterse de diyete uyumun, özellikle sessiz seyreden vakalarda dahi hayati önem taşıdığının altını çiziyor.
“Çölyak hastalığında tek ve etkili tedavi yöntemi glütensiz diyettir;
bunun dışında kalıcı bir çözüm bulunmamaktadır.”
•Çölyak hastalığı en çok hangi belirtilerle ortaya çıkar? Her hastada aynı belirtiler mi görülür?
Kronik ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, halsizlik ve erken yaşlara gelişme geriliği ile hastalar karşımıza çıkabilir. Her hastada şikayetler değişebilir.
•Hiç belirti göstermeyen kişilerde de çölyak teşhisi konulabildiğini duyuyoruz. Bu nasıl mümkün oluyor?
Bazı hastalarda belirtiler daha az olabilir, bunlara “sessiz seyreden çölyak hastalığı” tipi diyoruz. Glütene karşı hassasiyet kişiden kişiye değişebilir.
•Çölyak hastalığında tanı süreci nasıl ilerler? Hangi testler kesin tanı için önemlidir?
Hastanın öncelikle bir doktora, özellikle de gastroenteroloğa başvurması gerekir. Çölyak hastalığına özel kan tahlilleri (Anti-gliadin IgA ve IgG, doku transglutaminaz IgA ve IgG, endomisyum antikorları IgA ve IgG) ve üst gastrointestinal sistem endoskopisinin yapılması gerekmektedir.
Duodenum II-III kıtaları ve aşağı doğru ince bağırsakta emilim görevi yapan villusların seyrelmesi ve dökülmesi görülebilir. Bu alanlardan biyopsiler alınır ve bunu patologlar (emilim yapan villusların boylarının kısalması, silinmesi, kriptaların derinleşmesi gibi) değerlendirir. Bu yöntem tanıda altın standarttır.
Tanı konulmasında Çölyak hastalığı için Gen Mutasyon tayini de yapılabilir.
•Teşhis konulduktan sonra hastayı nasıl bir tedavi ve yaşam düzeni bekler? Glütensiz diyet bu sürecin temelini nasıl oluşturur?
Tanı konulduktan sonra yapılacak şey glütensiz diyettir. İçerisinde glüten bulunan her türlü gıdadan sakınılmalıdır. Diyet tedavide tek yapılacak şeydir.
Herhangi bir vitamin eksikliği ve element eksikliği varsa onlarda tedaviye eklenebilir.
•Günümüzde glütensiz diyet dışında çölyak hastalığı için üzerinde çalışılan farklı tedavi yöntemleri var mı?
Diyete cevap vermeyen hastalarda Steroid tedavisi, immun supressif ilaç ve benzerleri ilaç tedavileri yapılabilir.
•Yeni teşhis alan çölyaklılar glütensiz diyete başlarken nelere dikkat etmeli? Diyete başladıktan sonra iyileşme süreci genellikle ne kadar zamanda görülür?
Burada glütensiz diyet şarttır. İçerisinde glüten bulunan soslar, az bile olsa un bulunan tüm yiyecekler yasaktır. Özellikle ambalajlı gıdalarda içerik belirtilen alanların dikkatle gözden geçirilmesi gerekmektedir. Mısır ekmeğinin mümkünse evde yapılması çok önemlidir.
Fırınlardan alınanlarda az da olsa un karışabilir. İyileşme kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde çok çabuk belirtiler kaybolabilir. Bazen süreç uzayabilir. Uzun diyet sonrası hastalık düzelmiyorsa kollajenöz Spru ve benzerlerini düşünmek gerekir.
•Diyete uyulmadığında veya “küçük kaçamaklar” yapıldığında vücutta ne gibi semptomlar ortaya çıkar? Yanlışlıkla glüten tüketildiğinde nasıl bir yol izlenmeli?
Bu gibi durumlarda alınan glüten miktarına göre belirtiler başlayabilir. Yapılacak şey kesinlikle diyete uyulmalıdır. Özellikle glütensiz ekmek önemlidir. Glütensiz ekmek ve benzerleri güvenilir yerlerden tedarik edilmelidir. Mısır ekmeği gibi ürünlerde özellikle fırınlarda az miktarda un karıştırılması diyeti bozacaktır.
•Toplumda çölyak hastalığıyla ilgili en sık karşılaştığınız doğru bilinen yanlışlar nelerdir?
Toplumda tam glütensiz diyet yapmadan kısmi diyet ile hastalığının düzeleceğini düşünmek, yapılan en önemli hatalardan biridir. Tam diyet mutlak gereklidir.
•1990’lı yıllardan bu yana çölyak teşhisi, farkındalığı ve glütensiz yaşam konusunda sizce en büyük değişimler neler oldu?
1990’lı yıllara göre günümüzde çölyak hakkında gerek bilgilendirme yolunda gerekse çalışmalarla hastalığın tanımlanması daha kolay ve çabuklaşmıştır. Glütensiz ürünler giderek artmış ve bunlara ulaşmak kolaylaşmıştır. Buna bağlı olarak ta glütensiz yaşam eskiye göre daha kolaydır. Her şeye rağmen diyet yapmak zor bir durumdur. Günümüzde her türlü glütensiz besin daha kolay ulaşılabilir olsalar da glütenli besinlere göre daha pahalıdır. Bunun için bazı belediyeler glütensiz ekmek ve glütensiz besinlere ulaşmayı kolaylaştırma çabaları göstermektedirler.
§
Gastroenterolog Prof. Dr. Kadir Bal’ın da vurguladığı üzere, 1990’lı yıllardan bu yana çölyak hastalığının teşhis sürecinde ve glütensiz beslenmenin erişilebilirliğinde önemli ilerlemeler kaydedilmiş olsa da, çölyaklı bireyler için bir zorunluluk olan glütensiz yaşam hâlâ hem maddi hem de fiziksel açıdan yeterince ulaşılabilir değil.
Prof. Dr. Kadir Bal ayrıca, glütensiz olarak etiketlenen her ürünün çölyak hastaları için güvenli olmadığına özellikle dikkat çekiyor ve etiketlerin dikkatlice incelenmesi gerektiğinin özellikle altını çiziyor. Glütenli gıdalarla aynı ortamda üretilen ya da kıvam artırmak amacıyla buğday unu, türevleri veya glüten içeren ekşi maya eklenen ürünler, mısır unu gibi doğal olarak glütensiz içeriklerle hazırlanmış olsa bile dolaylı yoldan glüten içerebiliyor.
Bu nedenle, sıkı bir glütensiz diyete uymak zorunda olan çölyaklı bireyler için bu tür ürünler maalesef güvenli kabul edilmiyor.






























