İşimiz gereği gündüzlerimiz; etkinlikler, röportajlar, müşteri ziyaretleri ve kişisel işlerimizle geçiyor. Geceleri ise bilgisayarın başına geçip yazılarımı yazıyor, derginin sayfalarını tasarlıyor ve adeta düşüncelerimle baş başa kalıyorum. Belki de bu yüzden, herkes uyurken çalışmayı hep daha çok sevmişimdir.
Şehrin Lezzeti Ağustos 2026 sayımızda, “Hayatı Notalara Tercüme Eden Kadın: Dr. Anjelika Akbar” başlıklı röportajımız okurlarımızla buluşuyor. Dr. Anjelika Akbar, tüm sorularımıza büyük bir samimiyetle yanıt verdi.
Röportajı dergimizin sayfalarına yerleştirirken Spotify‘da tesadüfen Love adlı eserini açtım. Özellikle seçtiğim bir parça değildi; tamamen rastlantıydı. Fakat birkaç dakika sonra bunun sıradan bir tesadüf olmadığını hissettim.
Akbar’ın röportajda söylediği şu cümle zihnimde yeniden yankılandı:
“Müzik, doğrudan bedene değil, insanın ruhuna hitap ediyor.”
Gerçekten de öyleydi.
Çalışırken bir anda durdum. Aynı eseri defalarca dinledim. Piyano ile ney, sanki birbirine âşık iki ruh gibi aynı hikâyeyi anlatıyordu. Neyzen ne zaman neye üflese, içimde kimse zarar vermesin diye yıllardır sakladığım duygular yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başladı.
Ve gözlerimden birkaç damla yaş süzüldü.
O an bir kez daha anladım ki bazı eserler yalnızca dinlenmez, hissedilir. Bazı sanatçılar ise notaları sadece müzik yapmak için değil, insanın içinde uzun zamandır sessiz kalan duyguları yeniden uyandırmak için kullanır.






























